10/8/2007 - giderim...

Bugün sensiz, sensizliğe uyandım.. Kayalara çarpan dalgalar misali.. İçimde fırtınalar koptu. Sensizliği hak etmemiştim! Ne nefes almayı, ne de yaşamayı.. Sensiz sensizliği yaşarken, içimde hep SEN vardın! Bu nasıl sensizlik?! Şimdiii sensiz "sensizliğimi" noktalıyorum...
Gidiyorum....
Zor olsada başarmak için uğraşıyorum.. Kendimde büyük azim görüyorum. Bundan olsa gerek.. Kendime güvenmesem, bırakamazdım seni,oysaki.. Ama artık çok geç.. Sensizliğe her sabah uyanışımda, sanki sensizliğin rüyasında.. Her sabah uyandığında, ayrı bir rüyada...
Biliyorum.. İmkansızdın sen! Anlamalıymışım önceden.. Yanılmışım bakışlara,oysaki....
Bitti işte bir gün daha.. Ayrılık vakti geldi çattı. Gidiyorum işte,yokluğuna..
Elveda....
Zordur elvedalar.. Basit gibi görünen, zor bir denklem..Çözünmesi zor bir soru..Çözmeye çalışan iki şahıs..Ve yine sonuç vermeyen formüller... Sırf bunlardan usandığım için gidiyorum(!) Belki başka bir yerde, başka bir zamanla ve başka bir kişiyle çözmek umuduyla gidiyorum.. Sana yakışan vedalar bırakıp gidiyorum..
Sonu geldi yine işte.. Sen zaten bilmesen de.. Çölümdeki suyum da kurudu. Bana artık "elveda"lar yakışır oldu...
Bazen kolay gibi göründüm ben sana..Aslında öyleydim..Herşeye, herkese hayır diyebilirdim ama bir sana lafımı geçiremezdim. Acizliğimden! Yoksulluğumdan! Kimsesizliğimden! Ama artık herşeyin farkındayım.. Bilerek, isteyerek kalbini gömüyorum.. Yaşamda ve ölümde, hastalıkta ve sağlıkta, herşeyi bilerek ; GidiyoRuM....
Gözün Aydın..Artık Yok'um..!!

Ben hiç…
Benim hep diye başlayan bir cümlem var. Başka hiç yok.
Hep hiç oldum BEN.
Türlü anlamsızlıklardan anlamlar oluşturmaya çalıştım ama başaramadım. Yok işte. Çabalarımın sonucu, tebessüme gayem, mecalim, mealim yok!
Yarın!
Tek anlamı olan sözcük bu lügatimde. Yarın gidiyorum.
Sana rağmen gitmem gerek artık!
Kendimi yok sayıp, tüm akları karalayıp gidiyorum.
"Elimden tut Yoksa düşeceğim Yağmur beni gotürecek Yoksa beni"
Tutamazsın! Biliyorum. Bırakıyorum kendimi hüznün akıntısına, bertaraf edip tüm düşleri, el sallıyorum tüm sevdalarıma.
Ellerime yüzüme sana inat gotürmeyeceğim. Uzanmayacağını biliyorum ya yağmuruma, denemeyi denesen de ıslak kalsın yüreğim.
Nasıl bir yoksunluktur bu? Bilen biri cevap versin.
Nereye kadar sürükler bu başı bozuk düzen beni?
Yar dedikçe kanayan benliğim nasıl iflah olur?
Biri açıklasın, anlatsın n’olur biri? Kendini aşıp da nasıl başarır gitmeyi gelmeyi
Neyse..
Tüm bu sorular kendime aslında, sussan kaç kuruş, konuşsan ne!
Baktım becerebildim gidiyorum olmadı gelmiyorum!
Evet n’olmuş ağlıyorum, sana ne bundan!
|